En Güzel Turkce Şiirler  ( 138430 marta o'qilgan) Chop etish

1 ... 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 ... 22 B


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:37:15

SEN

 

Senden, senden, hep senden,

Akisler aynalarda.

Göğe çıksam mahzenden;

Hasretim turnalardan.

 

Seni buldun bulduysam;

Gökten bir davet duysam!

Ben ki, suçumu yuysam,

Su biter kurnalarda.

 

Garibe sensin vatan,

Nur yurdunu aratan!

Sensin, sensin yaratan,

Rahmetli analarda.

1973

 

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:37:34

SERSERİ

 

Yeryüzünde yalnız benim serseri,

Yeryüzünde yalnız ben derbederim.

Herkesin dünyada varsa bir yeri,

Ben de bütün dünya benimdir derim.

 

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,

Aradım bir ömür, arkadaşımı.

Ölsem dikecek yok mezar taşımı;

Halime ben bile hayret ederim.

 

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;

Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,

Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,

Gölgemin peşinden yürür giderim...

1924

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:42:09

SON SIĞINAK

 

Hayat perdenin arkasında; 

Hayatın öte yakasında.

 

Şu gaflet yükü insana bak; 

Kendinden varlık cakasında. 

 

Ve aşksız yobaz... İşi gücü,

Namazla Cennet takasında. 

 

Tam dört asırdır Müslümanlık,

Cansız etiket markasında. 

 

Ku'ran kalbi kör ezbercide,

Din, üfürükçü muskasında. 

 

Batı, Batı der çırpınırlar,

Batı tükürük hokkasında.

 

Makine dimdik demirden put,

İnsanoğlu ruh lâçkasında. 

 

Hürriyet nerde söyleyeyim: 

Hakka esaret halkasında. 

 

Zamanda herşey kopuk, kesik;

Biçkisi kader makasında. 

 

Ey insan, sana son sığınak,

Son Peygamberin hırkasında!

1982

 

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:42:26

SONSUZLUK KERVANI

 

Sonsuzluk Kervanı, "peşinizde ben,

Üç ayakla seken topal köpeğim!"

Bastığınız yeri taş taş öpeyim.

Bir kırıntı yeter, kereminizden!

Sonsuzluk Kervanı, peşinizde ben...

 

Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller...

Ufuk önlerinde bayrak kulesi.

Bu gidenler Altun Kol Silsilesi;

Ölçüden, ahenkten daha güzeller.

Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller...

 

Sonsuzluk Kervanı, istemem azat!

Köleniz olmakmış gerçek hürriyet.

Ölmezi bulmaksa biricik niyet;

Bastığınız yerde ebedî hasat.

Sonsuzluk Kervanı, istemem azat.

1952

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:42:56

SU

 

Su I

 

Bir hamam ki, arınma gayesinden şaheser;

Arınmışların yeri, Cennette nurlu Kevser.

 

Su II

 

Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce;

Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.

 

Su III

 

İnsanlar habersizken yolların verâsından,

Gökle toprak arası su şaşmaz mecrâsından.

 

Su IV

 

Su kesiksiz hareket, zikir, ahenk, şırıltı;

Akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı.

 

Su V

 

Kâh susar, kâh çırpınır, kâh ürperir, kâh çağlar;

Su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.

 

Su VI

 

Su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen;

Yerde kire battı mı, bulutta temizlenen...

 

Su VII

 

Bu dünya insanlığa manevî hamam olsa;

Her rengiyle insanlık tek renkte tamam olsa...

 

Su VIII

 

Su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet;

Onu madeni gökte altınlar gibi sarfet!

1980

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:43:12

TABLO

 

Ölümü sığdıramaz,

Akıl daracık koğuk.

Ölemez, çıldıramaz,

Ağlarlar boğuk boğuk.

 

İlâç yarım, şişede,

Koltuk mahzun, köşede,

Ev halkı telâşede,

Ölü yerde, sopsoğuk...

1982

 

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:43:27

TABUT

 

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;

Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.

Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,

Yarın kendileri dolduracaklar.

 

Her yandan küçülen  bir oda gibi,

Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.

Sanki bir taş bebek kutuda gibi,

Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

 

Cılız vücuduma tam görünse de,

İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.

Geride kalanlar hep dövünse de,

İnsan birer birer yine giriyor.

 

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!

Tabut değildir bu, bir tahta kundak.

Bu ağır hediye kime gidecek,

Çakılır çakılmaz üstüne kapak?

1930


Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:43:45

TÂ MEVERÂDAN

 

Rüzgâr öyle esti, öyle esti ki;

Her şey uçup gitti, kaldı Yaradan.

Ayna düştü, hayal, perdelerdeki

Bir akiscik gibi çıktı aradan.

 

Sırtımı uykuda dürtüyor bir el;

Fırla yatağından koşar adım gel!

O bir minicik zar, kabuğunu del!

Seni çağıran var, tâ maverâdan!

1958

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:44:04

UTANSIN

 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylân, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;

Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,

Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,

Geride ne varsa, bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk,

Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!

1964

 

Qayd etilgan


Ansora  04 Oktyabr 2009, 20:44:19

UYUMAK İSTİYORUM

 

İki yıldız arası göğe asılı hamak...

Uyku, uyku... Zamansız ve mekansız, uyumak.

Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;

Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.

İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik;

Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.

Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;

Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!

Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;

Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.

Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;

Raflarda toza batmış Peygamberlerden bildiri.

Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;

Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!

Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!

Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...

1973

Qayd etilgan